1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son güncelleme: 2017-04-24
Facebook Twitter Youtube

Şiddet ve Kaos Ortamında Radyonun Etkisi

Hamza Hamamcıoğlu

Mehmet Haşim

Irak - Kerkük

Radyo, icat edilen aygitlardan bekli de en önemli yere sahip olanidir. İnsanların iletişimini gerçekleştiren, uzun mesafeleri kısaltan ve haberlerin hemen yayılmasında ileri derecede başarı sağlamasının yanında, insanların içini okşayarak vazgeçemeyecekleri bir aygıt haline geldi.
Televizyonun yayılması ve daha fazla popüler olması, kimilerini Radyonun ikinci pılana düştüğünü hatta gereğinin bile kalmadığı yönünde düşünmeye itmişti.
Oysa ki, her iki aygıt arasındakı farklılık, çeşitlerini hiçbir şekilde etkilemeyen bir olgu. Uçağın yapılmasıyla arabanın değeri düştü mü? Bilgisayar dünyasının bu kadar geniş olması ve bilgisayarın vazgeçilmez hale gelmesinde kalemin, kağıdın ve kırtasiye malzemesının değeri düştü mü acaba? Düşmedi, düşmez de tabi ki.
Ben Iraklı bir vatandaş olarak yazıyorum. Yaşadığım olduğum ülkedeki şartların diğer ülkelerden farklı olduğu ortada. Hele hele elektriksiz bir yaşam, hayatı bütün yönleriyle etkilemiş durumda. TV'de bir dizi seyredebilmek bir mesele, TV’den bir haber izlemek ise başka bir meseledir. Çünkü elektriğin ne zaman kesileceği veya geleceği hiç belli olmuyor. Bu yüzden bizim yaşamakta olduğumuz ortamda Radyo iletişim alanındaki ciddiyetini korumuş durumdadır.
Kaos ve şiddetin baş gösterdiği bir ortamda Radyonun rolü bir kez daha artıyor. Anında haberi dinlemek için insanlar her zaman radyolarını yanlarında bulundururlar, çünkü ani gelişmeleri ancak bir radyodan öğrenebilirler. Arabada Radyo açmadan yol almak hiç olmaz. Bir patlama sesi duyulduğunda mutlaka Radyo açacaksınız ve olayın ne olduğunu öğreneceksiniz. Aksi takdirde sevdiklerinizi ve yakınlarınızı çok merak edecek ve günlük yaşamınıza devam edemeyeceksiniz.
Bugünki önemi yanı sıra, Irak'da radyonun rolü eskilere dayanmaktadır. ABD İşgali öncesinde de Iraklılar radyonun değerini bilmişlerdir.
22 Eylül 1980 tarihinde Irak-İran savaşı başladı ve 8 sene devam etti. Milyonlarca insanın hayatına mal olan savaşta insanlar en doğru ve en net haberleri TV değil radyolardan almaya çalıştı.
Saddam rejimi, insanları psikolojik açıdan kendi çıkarı doğrultusunda hazırlamak ve yenilmediklerini göstermek adına yanlış haberler iletirdi. Mesela günlük haberlerde bildiriler yayınlanırdı. “Bugün İran güçlerine saldırı düzenlendi ve 50 İran askeri öldürüldü. Bizim hasarımıza gelince 1 yaralı” gibi hiçbir zaman doğru olmayan haberler duyurulurdu. Hatta insanlar “biz bombardıman ettik ama onlar çikolata fırlattı” şeklinde alay ederdi. Bu defa insanlar gerçekleri öğrenmek adına radyolarına sarılır ve gizlice karşı tarafın da radyosundan bir şeyler dinlemek isterdi. Karşı tarafın da benzer doğrultuda yayın yapmasından dolayı aynı olayla ilgili iki haberi karşılaştırarak hiç alakası olmayan bir haber ortaya çıkarırdı. Zira karşı taraf, “askerlerimize düzenlenen saldırıda 90 Irak askeri öldürüldü ve 4 askerimiz hafif yaralandı” şeklinde bir haber yapardı. Bu durumda hangisinin doğru olduğunu anlamak tabii ki çok zor olurdu. Bu yüzden insanlar radyodan başta BBC olmak üzere diğer ülkelerin haber bültenlerini izlemeye koyulurdu.
Irak–İran savaşında esir düşen askerlerimizin haberini radyodan alırdık. Aileler kayıp ve izine gelmeyen çocuklarının sesini radyodan duyabilmek ümit arzusuyla aylarca radyolarının başından ayrılmazdı.
Savaş dönemlerinde her yönetim, karşı tarafın radyo yayınlarını parazitlemek veya düşmanın kendi vatandaşına olaşmasını engellemek adına var gücüyle hareket eder. Düşman taraflardan her biri diğerinin dilinde yayın yapmak suretiyle diğer ülke halkına ulaşmak ve hitabetmek adına binlerce dolar değerinde radyo istasyonları kurar, yayınlarının diğer ülkenin en uzak noktasına ulaşabilmek için aradaki sınır çizgisinin sıfır noktasında vericiler yerleştirmeye özen gösterir
Radyosever biri olduğumdan, hem not defterime işlemek suretiyle gerekse hafızama yerleştirerek radyonun rolünü iyice algılamış olduğumu zannediyorum. Yukarıda verdiğim örneğe ek olarak başka bir örnekle de radyonun oldukça büyük bir role sahip olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Osmanlı dönemi sonrasında, Irak Türklerine kendi dillerinde okuma-yazma hakkı yasaklanarak, Irak sınırları içinde kalan Türklerin bir an önce asimile edilmeleri için çeşitli yöntemler uygulanmış ve oldukça gayret gösterilmişti. Buna göre, Irak’ın kuzeyinde yaşayan Türklerin Kürt nüfusu olarak, orta ve güneyde yaşayan Türklerin ise Arap nüfusu olarak gösterilmeleri öngörülmüştü.
Irak Türkleri bu acı ve haksız politikaya karşı her zaman direnmiş, dim dik ayakta kalmaya ve varlığını korumaya çalışmıştir. Hatta bu uğurda nice kanlar dökmüştür. Irak'da Türklerin verdiği mücadele yollarından birisi de radyo olmuştur. Çocuklarını, Türkiye’den yayın yapan radyolar aracılığıyla Türkçeyi doğru bir şekilde öğrenmeye teşvik etmişlerdir. “Arkası yarın” gibi çok önemli programları kaçırmamalarını öğütlemek suretiyle yani “radyo” aracılığıyla bugüne kadar dillerine sahip çıkmaya çalışmışlardır.
Orta ve kısa dalgalardan yayın yapan “Ankara Radyosu” ve “Türkiye'nin Sesi Radyosu” gibi radyoların adı ve şanı beynimizdeki yerini korumakta ve aynı önemi muhafaza etmektedir. Bu yayın organları birer RADYO istasyonu olmalarının ötesinde birer OKULDUR bizler için. “Burası Türkiye'nin sesi radyosu” cümlesiyle en mutlu anlarımız yaşardık.
Savaş günlerinde ve kış akşamlarında babamın etrafına toplanarak Ankara Radyosundan Türküler dinlerdik. Radyo sesinin dışarıdan bir kimse tarafından duyulamayacak kadar kısarak dinlediğimiz Türkülerin tadı bir başka olurdu. Onlar sadece birer Türkü, şarkı veya eğlence programları değil, özgürlüğün, mutluluğun ve ulusumıza sıladan uzanıp gelen sesler olarak algılanırdı. Daha doğrusu zalim bir yönetime karşı koyacak gücü veren bir direniş vesilesi olarak kabul edilirdi.
İşte bu anlayışla babamızın radyosuna nasıl sarıldığımızı hala hatırlıyorum. O zamanlarda RADYO bizler için çok kıymetli bir aygıt ve dünyayı yansıtan bir pencereydi. Gün gelecek bizler de sazımızı çalar ve Kerkük Türkülerini tekrar canlandırırız ümidini de hala taşıyorum. Futbol maçları hep radyolardan takip edilirdi. Naklen yayınlanan maçları takip eden sporseverler radyoların başında büyük bir heyecanla Türk takımlarını desteklerdi. Bir Türk takımının maçı alması, savaşta bir zafer kazanmak anlamına gelirde.
10 Nisan 2010 tarihi, Irak'ın ABD tarafından işgal edildiği gündür. Bu tarihten önce Amerikan yönetimi Irak'da savaş zeminini kendi lehine hazırlamak maksadıyla Irak'a yönelik bir Radyo istasyonu kurdu. Tıpkı İngilizlerin Osmanlı karşısında savaştığı zaman dağıttıkları Arapça broşürlerde “Biz Kurtarıcıyız” demeleri gibi. “SAWA” adıyla kurulan radyo istasyonu Irak halkına hitaben: “Sizi zulüm ve baskıdan kurtarmaya geliyoruz” şeklindeki sloganlarla yayına ve hayatımıza girdi. Şahsen ben, geceleri yatağıma girerek SAWA Radyosunu her dinlediğimde, ertesi sabah kalkınca Saddam rejimini çökmüş, her tarafın güllük gülistanlık ve her şeyin değiştiğini göreceğimi, çok mutlu bir hayatla karşılaşacağımı hayal ederek uykuya dalardım. İnsanları bu tarz propaganda yayınlarıyla moralize eden SAWA Radyosu çok etkili olmuştu. Halk bu radyo kanalının haberlerini dinleyerek, ABD askerlerinin işgalci değil kurtarıcı olarak bir an önce ulaşmasını, daha doğrusu bizleri kurtarmasını bekler olmuştu.
Yukarıda arzettiğim gerçekleri radyonun düşünce bazında kazandırdığı savaş bir sadece bir örnektir.
Kaos ve şiddet dolu yaşam kesitlerimdeki radyo etkisine ilişkin örnekler sıralamakla bitmez. Ancak günlük hayatımdaki etkin rolünü ben böyle yaşadım. Hoşça kalın





Mehmet Haşim Yazarın diğer yazıları (2)...

Irak Türkmen Cephesi 22. yaşında

Hits: 10

TKÜUGD Irak Masası tarafından yapılan açıklamada, "24 Nisan 1995 yılında Türkmen şehri Erbil'de kuru…

Devamı...

Hamza Hamamcıoğlu'nun Ardından

Hits: 24

Dertli geldin dünyaya dünyadan dertli gittin Ömrünün bir gününden hayır görmedin Hamza Yine de ne …

Devamı...

Türkmenler haykırdı! Susmayacağız

Hits: 56

Türkmeneli Partisi Genel Başkanı Rıyaz Sarıkahya, yapılan saldırının sorumlusunun Kerkük Valisi Necm…

Devamı...

krizine ilişkin konuştu: Hakları yoktu

Hits: 34

Irak Başbakanı İbadi: Kerkük'te kamu binaları üzerinde bayrak asmaya hakları yoktu. Bunlar, Irak hük…

Devamı...

Arap Hakimiyeti Bitti, Kürt Hakimiyeti mi Başlayacak?

Hits: 44

1921'de başlayan ırkçı Sünni-Arap hakimiyeti, ABD''nin Irak'ı 2003'te işgal etmesiyle sona ermiştir.…

Devamı...

Milli Türkmen Partisi nasıl bu hale geldi?

Hits: 123

Türkmen Siyasi Tarihinin güzide bir Partisi iken Türkmen Siyasi hayatına ilk defa Partileşmeyi getir…

Devamı...

Kerkük'te Türkmeneli Partisi'ne saldırı

Hits: 72

Türkmeneli Partisi Sözcüsü Teymur Beyatlı, Kerkük'te düzenlediği basın toplantısında, kentin güneyba…

Devamı...

Erbil gazetesi 24

Hits: 20

Devamı...

HABİB HÜRMÜZLܒNÜN HATIRALARINDAN BİR YAPRAK

Hits: 69

Bugünlerde okumakta olduğum, Habib Hürmüzlü’nün, Kerkük Vakfınca yayınlanan yeni kitabı “…

Devamı...

Şehit Polisler İçin Anlamlı Çalışma

Hits: 74

Kerkük'te kutsal görevlerini yaparken şehit olan iki Türkmen polis subayının şehit oldukları yerde…

Devamı...

Yazarın çok okunanı

Şiddet ve Kaos Ortamında Radyonun Etkisi

Hits: 11276

Radyo, icat edilen aygitlardan bekli de en önemli yere sahip olanidir. İnsanların iletişimini gerçek…

Devamı...

Şiddet ve Kaos Ortamında Radyonun Etkisi

Hits: 1902

Radyo, icat edilen aygitlardan bekli de en önemli yere sahip olanidir. İnsanların iletişimini gerç…

Devamı...