1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2018-01-23
Facebook Twitter Youtube

Türkiye’nin Bekâsı ve Güvenliği Kerkük’ten Başlar. Kerkük Düşerse, Türkiye Düşer!

Zeytin Dalı harekatının ilk şehidi Musa Özalkan

Ali Kerküklü

Irak’taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı Kitabının Yazarı


Türk diyarı Kerkük, resmî olarak Bağdat yِnetimine bağlı bir kenttir. Irak Kürt Bِlgesel Yِnetimi, Irak’tan ayrılmayı ِngِren bağımsızlık referandumu kararı alarak, tüm itiraz ve uyarılara rağmen 25 Eylül 2017 tarihinde bu oylamayı gerçekleştirdi. Ancak IKBY’nin Irak’ın toprak bütünlüğüne zarar verecek hiçbir şekilde referandum yapması mümkün değildi. Bu gerçeğe rağmen Erbil, Süleymaniye ve Dohuk’un dışında kalan Kerkük başta olmak üzere birçok Türkmen şehri ile Arap topraklarını da kapsayan referanduma yeltenmesi ise tam anlamıyla saldırganlıktır; iç savaşı tahrikten başka bir anlam taşımaz.

Nitekim referandum kararı, Irak Anayasası’nın 1. ve 143. Maddelerine aykırıdır. Kerkük gibi kentlerde referandum yapılması ise akla ziyan bir pervasızlıktır. Anayasaya aykırıdır.

Irak meclisi, yaptığı oylamada IKBY’nin 25 Eylül’de gerçekleşen “bağımsızlık referandumu” kararını reddetti. Türkiye, AB ve İran başta olmak üzere BRİC ülkeleri; Brezilya, Rusya Federasyonu, Hindistan Çin ve Güney Afrika karşı çıktılar.

Kerkük’te Türkmen partilerinin liderleriyle basın toplantısı düzenleyen Irak Türkmen Cephesi (ITC) lideri Erşat Salihi, Türkmenler’in referandumu boykot edeceklerini sِyledi. Erşat Salihi: “Bu referandum Irak’ın toprak bütünlüğünü tehlikeye atacak, bِlgede bir iç savaşı başlatmaya yِnelik bir adımdır” dedi.

Kerkük Dünya Petrol Rezervinin Yüzde 7,5’ine Sahiptir

Resmî rakamlar Türkmen kenti Kerkük dünya petrol rezervinin yüzde 7,5’ine sahip olduğunu teyit ediyor. Dış güçlerin hedefi bِlgede bir “Kürt devleti” (ikinci bir İsrail) kurmaktır. Petrol zengini Türkmen şehri Kerkük olmadan “Kürt devleti” kurmak fikri bir anlam ifade etmiyor. Yani, Irak’ın kuzeyinde bir “Kürt devlet”, Kerkük petrollerine sahip olmadan yaşayamaz. Kerkük’ün Kürtleştirilmesi ise bu adımların en ِnemlisidir. Kerkük’ün Kürtleştirilmesinin kabul edilmesi halinde, Kürt grupların “büyük Kürdistan”ın dِrt yِne (Irak, Türkiye, İran ve Suriye) genişlemesinin ِnündeki en zorlu engel ortadan kalkmış olacaktır. Türkiye’nin bekâsının güvenliği Kerkük’ten başlar. Kerkük düşerse, Türkiye düşer! Irak Türkleri petrole kurban edilmemelidir.

Bir Türk diyarı olan Kerkük’ün, 2003 yılından itibaren dış güçlerin gِz yummasıyla bِlgedeki Kürtler tarafından demografik yapısı hızlı bir şekilde değiştirilmeye çalışılıyor. Türkmenleri, Irak’ın siyasi sahnesinden silmek isteyen Kürtler, Türkmenlerin yaşadıkları bِlgeleri Kürtleştirmek ve ele geçirmek, Musul ve Kerkük petrollerine sahip olma gayreti içine girdiler.

Ortadoğu’da Kürt ayrılıkçılığı her geçen gün büyük ve büyüyen bir tehdit haline geliyor. Türk diyarı Kerkük’ü de Kürt bِlgesine dâhil ederek “Kürt devleti” kurmak hayalleri peşinde koşuyorlar. Onlar için Kerkük’ü ِnemli kılan zengin petrol kaynaklarıdır.

Bِlgede felaketlerin nedeni de petrol değil midir? Petrol olmasaydı Kerkük bu kadar kıymete biner miydi? Keşke petrol çıkmasaydı da insanlar da huzur içinde yaşasaydı. Petrolün bِlge insanlarına refah getirmesi gerekirken felaket getirdi ki ne felaket; kan, ِlüm, gِzyaşı…

Kerkük’ün Demografik Yapısının Değiştirilmesi

1930’lu yıllardan itibaren Irak’taki yِnetimler tarafından bِlgeye yِnelik olarak sistematik bir şekilde “Araplaştırma” politikası başladı. Bu politika Saddam Hüseyin’in iktidarı dِneminde büyük yoğunluk kazandı. Saddam Hüseyin, Irak’taki Türklerin merkezi durumunda olan Kerkük’te, “Araplaştırma politikasını büyük bir hızla uygulamaya koydu. Bir tarafta güneyde yaşayan Arapları Kerkük’e yerleştirirken, Kerkük’te yaşayan Türkmenleri de gِçe zorladı. Kerkük’ün adı Al-Tamim olarak değiştirildi. Saddam Hüseyin, kentin Türk kimliğini ortadan kaldırmak istedi. 1960’lı yılların başlarına kadar Kerkük nüfusunun %95’i Türk iken, bu rakam sistemli gِç hareketleriyle ve Kerkük ilinin sınırlarının daraltılması nedenleriyle 1980’li yıllarda %75’e düştü.

Başlangıçta, Araplaştırma politikası ile Türk kimliğini eritme çabaları, günümüzde yani, ABD ve İngiltere’nin Irak’ı işgali ile “Kürtleştirme” politikasına dِnüştü. 2003 Nisan ayında ABD ve İngiltere’nin işgalinin hemen ardından Kürt peşmergelerin 10 Nisan 2003’de Kerkük’e girmeleri, Irak’taki bu Türk şehri için sonun başlangıcı oldu. Peşmergeler şehre girer girmez, nüfus ve tapu dairesine saldırarak yaktılar ve yağmaladılar (17 Mart 1991’de aynısını yapmışlardı). Bir anlamda, bunu yaparak, kentin tarihini/hafızasını yok etmek istediler. Bundan sonra, diğer bir deyişle işgalden hemen sonra Kürtler hızla bِlgeye/Kerkük’e gِç etmeye başladılar. Aslında, gِçler bir anlamda teşvik edildi. Boş buldukları arsalarda ev yapmaları için bu gِçler, o kadar düzensiz ve acele gerçekleştirilmeye çalışılıyor ki bu kadar gِçü kaldıramayan Kerkük’te Saddam Hüseyin dِneminde, Araplar ve Kerkük petrol şirketi çalışanları için yapılan konutlara ve hatta Kerkük Stadyumu’nun soyunma odalarına bile Kürtler yerleştirildi. Toplam Kürt gِçü 700 bin civarındadır.

Hızlı bir şekilde Kürtleştirilmeye çalışılan Kerkük şehrinin, Türklerin yaşadığı şehir olduğunu belgeleyen/kanıtlayan birçok delil bulunuyor. Bunlardan en dikkat çekeni, BM İnsan Hakları Komisyonu Özel Raportِrü Hollandalı Diplomat Max Van Der Stoel’in 74/1991 ve 74/1993 sayılı BM Genel Kurulu kararlan doğrultusunda hazırladığı “Irak’ta İnsan Haklan İhlalleri” başlığını taşıyan raporun 5. bِlümüdür. Sِz konusu raporda, Türkmenlerin karşılaştıkları insanlık dışı eylemler vurgulanırken, çoğunluklu olarak yaşadıkları bِlgelerin de altı çizilmektedir. Raporun 114. maddesinde yer alan bir paragrafa gِre bu rapor, birçok eserden/belgeden sadece bir tanesidir. Birçok Arap, Türk ve yabancı araştırmacı ve yazarların bu konuyu yani, Kerkük’ün Türklüğünü teyit eden birçok eseri mevcuttur.

Türk Diyarı Kerkük

Kürtler, Kerkük konusunda siyasi çalışmalarının yanı sıra, siyasetçiler ve yazarçizerleri ile de bِlgenin yani, Türkmeneli topraklarının, Kürt bِlgesi olduğu, nüfusunun da Kürt olduğu iddiasını ِne sürerler ve dünyayı yanıltmaya ve kandırmaya çalışırlar. Onlarca yazarın eserlerinde ve resmî devlet kayıtlarındaki mevcut bilgilerle Kerkük’ün Türk, nüfusunun çoğunluğunun Türk, konuşulan dilin de Türkçe olduğu belgelenmektedir. Birçok Arap, Türk, Kürt ve yabancı araştırmacı ve yazarın bu konuyu yani, Kerkük´ün bir Türkmen şehri olduğu teyit eden birçok eseri mevcuttur.

Gertrude Bell, 1. Dünya Savaşı sonrasının Irak’ını kurmuş, sınırlarını cetvelle kendisi çizmiş ve yarattığı Irak’ın kralını bile bizzat kendisi tayin etmiş bir İngiliz ajanıdır. 14 Ağustos 1921 tarihinde babasına yazdığı mektubunda “Referandum yapıldı ve Kral Faysal oy birliği ile seçildi ama Kerkük, Kralın lehine oy kullanmadı. Kerkük’ün içi ve ilçelerinin Türkmenlerden oluştuğu, bazı kِylerin ise Kürtlerden sakin olduğunu yazmaktadır[1]. Irak’ın kurucusu Gertrude Bell’in mektuplarında Kerkük’ün Türkmen şehri olduğu açık bir şekilde yazılmaktadır.

Kerkük’te İki buçuk sene il danışmanlığını, idari müfettişliğini ve Irak’ın kuzeyinde Kürtlerin yoğun yaşadığı Süleymaniye’de de yıllarca gِrev yapan C. J. Edmonds, “Kürtler, Türkler ve Araplar” adlı eserinde: “Kerkük’te belediye gibi şehri ilgilendiren konularla uğraşan Miller (İngiliz subayı), daha ِnce de sِylediğim gibi Türkçe’yi düzgün ve akıcı bir biçimde konuşmaktaydı ve ِzellikle Belediye Başkanı Abdulmecid Yakubi ile dostane bir ilişki kurmuş, sık sık kentten ayrılmam gereken dِnemlerde iyi bir iş çıkararak mükemmel bir zemin çalışması gerçekleştirmişti. Livanın resmî dilinin Türkçe olarak kalması ve memurların da yerel ahaliden olmasını güvence altına alacak bir bildirimde, bulunmasıydı. Bu formül, Kerkük için kaydedilen büyük bir aşamaydı [2].” demiştir.

Gِrüldüğü gibi Kerkük’ün Türk olduğunu ispatlayan bu belge de açıkça gِsteriyor ki Kerkük’ün resmî dilinin Türkçe kalmasının nedeni, şehrin ahalisinin Türk olmasıdır, ki bu, Kürtlerin dostu, işgalci İngiltere tarafından bile kabul edilmiştir.

İngiliz işgali sırasında, Kürtlerin Lawrence´i diye tanınan İngiliz istihbarat subayı Binbaşı Edward William Charles Noel, Şeyh Mahmut Berzenci‘yi Kürtlerin yoğun yaşadığı Süleymaniye temsilcisi olarak atama yetkisini almıştı. Noel bu yetkiyi hemen kullanmış olmasına rağmen Kerkük bِlgesi Türkmen olup Türkçe konuştukları için Şeyh Mahmut’un nüfuz alanında olmayı reddetmişlerdi. Bunun üzerine işgal kuvvetleri de bu bِlgeyi, Kerkük Bِlgesi ismiyle ِzel bir bِlge olarak ilan etmişti.

Kerkük’te siyasi subay olarak gِrev yapan Binbaşı Stephen Hemsly Longrigg “Irak’ın Yeni Tarihinde Dِrt Asır” adlı eserinde, Türkmenler’in yerleşim bِlgelerini anlatarak şِyle demektedir: “Türkmenlerin, Telafer’de ve uzun bir çizgi olarak Musul yolunda Deli Abbas’tan Büyük Zab’a kadar uzanmaktadır. Güzel Kerkük şehri ise son iki asırda pek değişmemiştir. Ve büyük güzergâh üzerindeki Türkmen kِylerinin konumu, hatta yağmura dayalı tarımla uğraşan çeşitli kِylerin konumu da hiç değişmemiştir. Türk kanının hâkim olduğu bِlgelerde, Türkçe’nin ve Türk bariz bir şekilde gِrüldüğü yerlerde, her zaman Türk ağırlığı gِrülmüştür”[3].

Longrigg bu kapsamda Kerkük’ü anlatırken, konuşulan dilin Türkçe olduğunu sِylemektedir. Bir İngiliz subayı olarak Kerkük’te gِrev yapmış olan Stephen Hemsly Longrigg, Kerkük’ün bir Türk şehri olduğunu sِylemektedir; bu Kerkük’ün bir Türkmen şehri olduğu tescili değil midir?

İngiliz işgali sırasında Erbil´in siyasi valisi olan W. R. Hay, bِlge hakkında yazdığı bir kitapta şِyle demektedir: “Kerkük şehrinin bِlgedeki Türklerin ana merkezi olduğunu ve savaştan ِnce 30.000 nüfusu bulunduğunu, ayrıca civarda birçok kِy halkının da Türkçe konuştuğunu” yazmaktadır[4].

Alman araştırmacı Reinhard Fischer’in Berlin ـniversitesi’nde yüksek lisans diplomasını almak için sunduğu tezin konusu, “Irak Türkmenleri”dir. Irak’taki Türkmenlerin en ِnemli merkezi Kerkük’tür. Kerkük’ün rolü yalnız ِnemli bir kültür merkezi olmaktan ziyade, Türkmenlerin en yoğun olduğu şehirdir“[5].

Fransız araştırmacı ve yazar Chris Kutschera’nın “Kürt Ulusal Hareketi” adlı kitabında:
“Kerkük’ün çok ِzel bir statüsü vardı. Teorik olarak Irak’a bağlıydı. Bağdat’la ilişkilerinde resmî dil olarak Türkçe kullanılıyordu. Kerkük, danışmanları İngiliz olan bir Türk mutasarrıfı (vali) tarafından yِnetiliyordu. İngiliz yetkililer (Faysal’ın 23 Ekim 1922 tarihli genelgesi çerçevesinde) Kerkük eşrafını kendi bِlgelerinde bir kurucu meclis seçimi yapılacağından haberdar etmişlerdi.” demiştir[6].

1890´lı yıllarda Duyun-i Umumiye müfettişi olarak bِlgeye gelen Fransız Vital Cuinet, “Le Turquie î D´Asia” isimli eserinde, Kerkük şehrinin nüfusunu otuz bin olarak verirken, bu nüfusun yirmi sekiz bininin Türkmen olduğunu belirtmektedir[7].

Rus araştırmacı Vladimir F.Minorsky ise şunları sِylemiştir: “Türkmenler; Telafer, Erbil, Altunkِprü, Kerkük, Tazehurmatu, Tavuk, Tuzhurmatu, Kifri ve Karatepe gibi şehir ve kasabalarda ve Musul Bِlgesi’nin güneyinden geçen tarihi “İpek Yolu” denilen yol üzerindeki bِlgede çoğunluğu teşkil etmektedirler”[8].

Kerkük katliamı 1959’da Kerkük’te Komünist Kürt grupları, Kürt askerleri ve KDP peşmergeleri tarafından silahsız ve suçsuz Türkmenleri 3 gün 3 gece hunharca ِldürmeleri ile gerçekleşmiştir ve bu, tarihe “Kerkük Katliamı” olarak geçecektir. Bu olay, Amerikan basınında da yankı bulmuştur. Amerika’nın tanınmış gazetelerinden The Newyork Times Gazetesi bu konuda haber vermiştir. “Bağdat´ın 150 mil kuzeyinde olan Kerkük´ün çoğunluğu müreffeh Türkmenlerden oluşmaktadır. Eyleme, çeşitli silahlarla donatılmış sivil Kürtlerle, ordu ile işbirliği içerisinde olan komünist ağırlıklı Halkın Direniş Grubu (çoğu Kürtlerden oluşuyordu) katılmışlardır[9].

Kürt asıllı Prof. Dr. Nuri Talabani, “Kerkük Bِlgesi’nin Araplaştırılması” adlı kitabında mevcut durumu şu alıntıyla ِzetlemiştir:

”Kerkük’ün 2. Tümen Komutanı Nazım Tabakçalı’nın, Kerkük’teki gelişmeleri Bağdat’taki Savunma Bakanlığı’nın askeri istihbaratına gِnderdiği raporda: ‘Belge: Kerkük Eyaleti’nin Arap, Hıristiyan (Asuri, Keldani, Ermeni) azınlıklarıyla bir Türkmen çoğunluğuna sahip olduğuydu. Kerkük Eyaleti’nde Kürt Eğitim Müdürlüğü kurulması veya girişimi buradaki diğer milliyetler arasında projeye karşı huzursuzluk duyguları uyanmasına yol açacaktır. Ayrıca ِğretmenler birliği (Arap milliyetçiler, Baasçılar ve Türkmenlerden oluşan “Ulusal Liste” içinde Öğretmenler Birliği seçimlerini kazanan hepsi Türkmen olan grup) bunu bana kamu yararı için bildirdiklerini, ilkeleri Kürt olmayan çoğunluğun yaşadığı bir eyalete asla uyarlanamayacak bir müdürlüğün varlığıyla tehdit altına girebilecek ülke geleceği, eğitimin birliği için yaptıklarını da sِylediler[10].
İmza

Tümgeneral Nazım el-Tabakçalı

İkinci Tümen Komutanı

Askeri İstihbarat Müdürlüğü”

Aslı Arap olan ancak Amerika´da yaşayan Said K. Aburish, Saddam hakkında İngilizce kaleme aldığı eserinde bir gerçeği aydınlatmak istiyor: “Saddam, Kerkük´ü Araplaştırmaya çalışıyordu. Saddam Kerkük´ün bir Arap, Kürtler de bir Kürt şehri olduğunu iddia ediyorlardı. Aslında bu şehir ne Arap ne de bir Kürt şehridir. Kerkük şüphe gِtürmez bir Türkmen şehridir. Kürtler 1960 yıllarından itibaren planlı bir şekilde Kerkük´e gelmeye ve yerleşmeye başlamışlardır”[11].

Filistinli yazar ve araştırmacı Hanna Batatu : “Kerkük şehri yakın tarihe kadar kelimenin tam manasıyla bir Türk şehri idi. Kürtler bu şehre yakın kِylerden gِç etmeye başladılar. 1959 yılında Kürtler şehrin yaklaşık üçte birini oluşturmaya başladılar” [12].

Ferik El-Mızhır El-Firavn: “Irak’taki azınlıklar şِyledir: “Süleymaniye’de Kürtler ve Kerkük’te Türkler…” demişti [13].

Seyyar El Cemil’e gِre: “Irak’ın kuzeyinde belirli bِlgelerde yaşayan Türkmenler Dicle nehrinin doğusundaki Kerkük’te ve nehrin batısındaki Telafer’de yoğun olarak yaşamaktadır. Bunların asılları Irak’ta egemenlik kuran Türkmen Devletleri’ne dayanmaktadır”[14].

Araştırmacı yazar Sati Al-Hisri, “Irak’ta Hatıralarım” adlı eserinde 1921 yılında, o dِnemin Eğitim Bakanlığı baş müşaviri gِrevinde bulunan İngiliz Yüzbaşı N. Varel ile olan ihtilafı ve çarpışmasını, Eğitim Müdürü muavinliği gِrevini reddettiğini açıklarken, Varel’in kendisine: “Kerkük’e git, orada Eğitim Müdürlüğü gِrevini sana verelim; orada Türkçe konuşulur, sen de Türkçe biliyorsun”, dediğini hatırlatıyor. Varel bu ِnerisini Kraliyet Sarayı Başkanı Rüstem Haydar’a da tekrarlamış ve Al-Hisri’den Türkçe konuşulan Kerkük’te yararlı olabileceğini sِylemişti [15].

Bir başka yazar, Abdulmecid Hasip Al-Kaysi’ye bakacak olursak; 1 Haziran 2000 tarihinde Londra’da çıkan el-Hayat gazetesinde Asuriler adlı kitabı hakkında yayınlanan bir eleştiriye verdiği cevapta, kendisini tanıtırken Irak’ın siyasi tarihiyle ilgilenmesinin elli yılı bulduğunu ifade etmiş ve adı geçen kitabında Kerkük’ün bir Türkmen şehri olup, halkının Türk ırkından olduğunu belirtmiştir [16].

Dr. Mecit Khudduri “Cumhuriyet Dِneminde Irak” adlı esrinde Kerkük, Altunkِprü ve Telafer’e temas ederken, buraların Türkmenlerce meskûn olduğunu yazar [17].

Iraklı yazar Mir Basri “Yeni Irak’ın Edebîyat Yıldızları” adlı eserinde Irak’ta gelişen edebîyattan sِz ederken, Kürtler’in Süleymaniye Bِlgesi’nde edebî eserler vermelerine karşın, Kerkük’te Türkmen edebiyatının yaygın olduğunu yazarak, Fuzuli, Fazli, Rizai, Ahdi, Şemsi ve Hüseyni ile başlayan edebiyat akımının, sadece Türkmen edebiyatı ile geliştiğini ve Hicri Dede, Hıdır Lütfü, Naci Hürmüzlü, Mehmet Sadık ve Ahmet Faiz ile doruğa çıktığını, Kürt asıllı Şeyh Rıza Talabani’nin de Türkçe yazmak durumunda olduğunu bildirmektedir[18].

Irak’ın yeni tarihi üzerine pek çok araştırması ve eseri bulunan Hayri Emin Ömerî de Irak’ın Yeni Tarihinden Politik Hikâyeler başlıklı kitabında, Irak tahtı üzerine yaşanan tartışma ve çatışmaları anlatırken Kerkük’te çoğunluğun Türkmen olduğunu yazmaktadır.

Dr. Fazıl Hüseyin’in “Musul Sorunu” kitabının ikinci baskısının 92’nci sayfasında, Erbil, Kerkük ve diğer Türkmen bِlgeleri hakkında Milletler Cemiyeti raporunda şunu yazmıştır: “Milletler Cemiyeti komisyonu bu şehirlerin sakinlerinin asıllarının Türk olduklarını belirterek Erbil’de, Türklerden beş, yarısı Türk, yarısı Kürt olan ve bir de Yahudi mahalle vardır.” Komisyonun ifadesinde, hükümet denetiminde tek gazete basıldığını, burada yayınlanan resmî fermanlarda Arapça ve Türkçe dillerinin kullanıldığını belirtmiştir ve devam etmiştir; “Kerkük’te bulunan İngiliz siyasi subayı Arapça ve Kürtçe konuşmayı dâhi bilmiyordu. Yalnızca Türkçe’yi ِğrenmişti. Altınkِprü ve Tuzhurmatu, tamamen Türk veya Türkmen şehirleridir. Bunlar içinde birkaç aile Yahudi bulunmaktadır. Karatepe %75’i Türk, %22’si Kürt, %3’ü ise Araplardan oluşmaktadır. Tazehurmatu ve Dakuk tamamen Türk şehirleridir. Yalnız çevresindeki kِyler Kürtlerden oluşmaktadır.”

Ansiklopedik bilgilere başvuracak olursak, Cambridge ـniversitesi yayını olan “Dünyanın Yِresel Mimarisi Ansiklopedisi” adlı eserin Kirkuk (Kerkük) maddesi, Kerkük’te çoğunluğun Türkmen olduğunu ve Irak’ta Türkmen nüfusunun 2,5 milyonun altında olmadığını yazmaktadır [19].

Ana Britannica Ansiklopedisi’nin “Kerkük” maddesini J.H. Kramers yazmıştır. Kramers ilgili maddede “Kerkük’ün 1. Cihan Harbi’nden az evvel 20.000 kadar tahmin edilen nüfusunun hâkim unsurunu Türkler teşkil ediyordu” diye yazmaktadır [20].

Microsoft Ansiklopedisi’nde ise Kerkük Irak’ın petrol sanayisinin merkezidir. Akdeniz’e ham petrol taşınması için petrol boru hattıyla bağlıdır. Kerkük nüfus çoğunluğu Türkmendir. Ayrıca Kürt, Arap, Asuri ve Ermenilerde bulunmaktadır ifadeleri yer almaktadır [21].

28 Ekim 1992 tarihli Meydan Larousse’un Türkiye baskısının Kerkük maddesinde şu ifadeler yer almaktadır: “Kerkük’te yoğun bir Türk topluluğu ile onun geliştirdiği Türk kültürü vardır. Şehirde 350 aile kadar olan Hıristiyanlar da Türkçe konuşur ve Türkçe’yi Süryani harfleri ile yazarlar ve bir bِlümü de Kerkük Kalesi’nde otururlar”.

Irak’ın kuzeyinde bütünüyle Türkmen kasaba ve kِyleri vardır. Önemli bir kent olan Kerkük de bunlardan biridir [22].

Kerkük konusunda yalan sِylemekten çekinmeyen Kürtler, Kerkük´ün aslında Osmanlı arşivlerine gِre de Kürt şehri olduğunu sِylerken, gerçek Osmanlı arşivleri bu konuda tam tersini sِylemektedir. Belgelerle dolu olan bu kitap, T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığı Nu: 64, “Kanuni Devri”nde 111 numaralı Kerkük’e ait tahrir defteridir; yayın tarihi: 2003’tür.

Tahrir defteri incelendiğinde, bِlgede yaşayan toplumların etnik kimlikleri, bağlı oldukları aşiretler ve bu aşiretlerin kimliği, bِlgenin idari yapısı, nüfusu, din ve mezhepleri, vakıflar, toprağın yani, arazilerin tasarruf şekli ve kime ait olduğu, hayvancılık hakkında bilgilerin yanı sıra 7320 erkek nüfusunun bulunduğu ve bunların da % 90’ının Türk olduğu gِrülmektedir.

Kürtlerin gِsterdiği ve her yerde ibraz ettikleri tek kaynakları, Şemseddin Sami’nin verdiği bilgilerdir. Şemseddin Sami Türkçe’yi ِğrenerek kitaplar ve makaleler yazmaya başlamıştır. Şemseddin Sami Kerkük’ü hiç gِrmeden bazı Fransız ansiklopedilerden yararlanarak Kamus-i A’lam’inin Kerkük maddesinde Kürtlerin Kerkük’te çoğunluğu oluşturduğunu yazmaktadır. Verdiği bilgilerin bilimsel, gerçekçi ve doğru olduğunu kabul etmemiz gerekirse, Bağdat’ın da bir Türk şehri olduğunu kabul etmemiz gerekir. Çünkü Şemseddin Sami aynı eserinde, Bağdat’ta halk tarafından konuşulan birinci lisanın Türkçe, ikinci derecede ise Arapça’nın olduğunu tespit ettiğini yazmaktadır.

“Belge” Devlet arşivinden alınmış bir devlet belgesidir. Tartışma gِtürmez gerçek bir belgedir; “Musul Vilâyeti-Salnâme-i Resmîyesidir”. 1904 yılında bundan 100 yıldan uzun bir zaman ِnce yazılan bu belge, Şemseddin Sami’nin yazdıkları ile aynı tarihlere rastlar. İki belge arasındaki farklara bakılmak suretiyle bilimsel olarak konuyu iyi bir şekilde değerlendirilebilir. Eski Türk alfabesi ile yazılan belgeden bazı satırları okuyalım. S. 212, 213, 214:

“Kerkük Sancağına dair malûmat:

… Kerkük şehrinde 26510 İslâm ve 432 Keldani ve 463 Musevi, buna bir misli ünas (kadın), üç binden aşağı olmayan yabancı ilâve olunursa şehrin nüfus mecmuası 57810’a baliğ olur. Kerkük şehri “kale” ve “karşı yaka” ve “korya” namları ile üç kısma münkasim (bِlünmüş) olup bu her üç kısımda 14 mahalle vardır. AHALİ-İ ŞEHİR: UMUMİYETLE TـRK OLUP TـRKÇE TEKELLـM EDERLER (konuşurlar.) GURABA (yabancı) OLARAK BİR MİKTAR ARAP VE KـRT İLE KALİL’İL (az)- MİKTAR İRANİ BULUNUR”.

Aynı yıllara rastlayan, biri devlete, diğeri şahsa ait olan bu bilgiler arasındaki farka bakanlar ve Kerkük’ü, çevresini yakından bilenler, tanıyanlar, orada yaşayanlar, Kürtlerin ne kadar tarih bilgisinden yoksun, hayal peşinde koştuklarını anlayacaklardır.

Kerkük Kalesini Kürtler mi yaptı?

Sِzde bazı Kürt araştırmacı, yazar ve çizerleri Kerkük’ü hayal edilen Kürt devletinin sınırları içine almak için türlü yalan ve uydurma belgelerle insanları yanıltıyorlar. Bu sِzde Kürt Araştırmacıları: “Bu bِlgede yaşayan Kürtlerin bağımsız devletleri, imparatorlukları, devletçikleri ve emirlikleri olmuştur… Irak kuzeyinin kalesiyle meşhur olan şehri Kerkük´tür” diyorlar.

Kürtlerin küçük ve dağınık beylikler kurduklarını kabul etmek mümkündür. Ancak, devletler, hatta imparatorluklar kurduklarını iddia etmenin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Bu devletler ve imparatorluklar ne zaman ve nerede kurulmuştur; adları nedir; hükümdarları kimlerdir, hiç belli değildir [23].

Zira tarihsizler, yapay geçmiş yaratmaya çalışıyorlar. Kürt siyasetçileri, tarihçileri ve aydınları bir dala tutunmak ve yeni bir tarih yaratmak istiyorlar ama tarihi dayanakları yok ve iddialarını da hiçbir tarihi kaynak doğrulamıyor. Yapabildikleri tek şey, başka milletlerin tarihi şahsiyetlerini ve kültürel varlıklarını kendilerine mâl etmeye çalışmak. Yarın da Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucularının Kürtlerin olduğunu sِylerlerse kimse şaşmasın.

Yoksa Kerkük Kalesini Kürtler mi yaptı?! Kerkük´te diktikleri, tarihi değeri olan bir mimari eserleri var mı? Bir tane yoktur ama bu hayalperestler utanmadan Kerkük’ün tarihi ve coğrafi olarak Kürt şehridir derler!

Bir Ortadoğu uzmanı olan David McDowall Modern Kürt Tarihi isimli kitabında diyor ki: Az sayıda Kürt, 1958 gibi yakın bir tarihten bu yana daha büyük bir Türkmen nüfusa sahip olmasına rağmen, bugün bile Kerkük şehrinin kendilerinin olduğunu ِne sürecektir”[24].

Bugün Türkmen şehri Kerkük, Kürt şehri olarak gِsterilmek istenmekte ve yapılması düşünülen referandumda petrol zengini Kerkük’ün Kürt bِlgesine dâhil edilmesi hedeflenmektedir. Kerkük’ün bir oldubitti ile Kürt bِlgesine dâhil edilmesi halinde ise Türkiye, İran, Suriye ve diğer bِlge ülkelerinin güvenliğini tehdit teşkil edeceği gibi bِlge bir kaosa sürüklenecektir.

Kürtlerin Kerkük Politikası

Irak’taki Kürt grupların Kerkük politikasını anlayabilmek için sِz konusu grupların medya ve yetkililerinin tutumlarına değinmek gerekiyor. Genel olarak Irak Kürtleri, Kerkük’ün Kürt bِlgesinin bir parçası olduğunu iddia edegelmişlerdir.

Onların ifadelerine gِre Kerkük, Irak Devleti’ne ait bir şehir değildir; bu kent zorla Irak’a ilhak edilmiştir. Güya Kürtlerin ataları tarafından kurulan Kerkük (Kürtlerin Kerkük’te bir tane dahi tarihi eserleri yoktur), Irak Kürtlerinin başkenti olmalıdır. Sِzde Kerkük’te yaşayan Türkmenleri ise azınlık konumundadırlar. Kerkük olmadan Kürt Devleti kurmak fikri bir anlam ifade etmiyor. Kuracakları devleti yaşatabilmek için bِlgenin kalbi tüm hayat damarlarına mutlaka sahip olmak gerekiyor.

Bunun bilincinde olan Kürtler, Kerkük’ü ele geçirmek, Kerkük’ü Kürtleştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Kerkük konusunda planlarını uygulayabilmek için bِlgenin ezici bir çoğunlukla hâkim unsuru olan Türkmenleri etkisiz hale getirmek gerekliliğinin farkındalar. Bu nedenle Türkmenlerin hiçbir siyasal hakka sahip olamamaları için efendilerinin ِnlerine koyduğu planı harfi harfine uygulamaya çalışıyorlar. Kürtlerin, Kerkük ile ilgili Türkmenlere yِnelik izledikleri politikanın argümanları, Irak hükümetlerinin geçmişte uyguladıklarının adeta tıpatıp benzerleri. Saddam Hüseyin sonrasında Kerkük’ü hedef alan Kürtlerin hareketlerinin temel hedefi, şehirdeki demografik yapıyı değiştirmekti. Kürt grupları Kerkük’teki emellerine ulaşabilmek için sِzde Kerkük’ten gِç ettirildiklerini ileri sürdükleri kişileri, bu kente yerleştirebilmek için binlerce sahte belge hazırladıkları bilinmektedir. Bunun haricinde Irak’ın işgalinden sonra kullanılan Kürtleştirme argümanlarından biri de Kerkük’teki demografik yapıyı değiştirme amacıyla diğer Kürt yerleşim birimlerinde doğan çocukların Kerkük’te kayıt edilmelerini sağlamak ve bu konuda ِzendirici maddi teşvikler vermek olmuştur.

Özellikle üzerinde durduğumuz Kerkük’teki demografik yapının değiştirilmek istenmesinin nedeninin ne olduğu, aynı politikanın daha ِnce Türkmen Şehri Erbil’de uygulandığı için biliniyordu. Amaç, gelecekte yapılacak olan herhangi bir nüfus sayımında üstünlüğü sağlayarak avantajlı bir durumu yakalamaktı. Bِylece rahatlıkla Kerkük’ün bir Kürt kenti olduğunu iddia edebileceklerdi. Nitekim 1. Kِrfez Savaşı’ndan sonra Kürt grupların kontrolüne geçen Türkmen Şehri Erbil’de de aynı planı başarıyla uygulamışlardı. 1991’den beri Erbil şehrini Kürtleştirmek amacıyla yürütülen demografik yapıyı değiştirme politikaları semeresini vermiş ve bugün gelinen noktada Kürt nüfusu Türkmenlere yaklaşmaktadır.

Kerkük’te Yağma ve Talan

10 Nisan 2003 tarihinde Irak askerlerinin şehri boşaltıp güneye doğru çekilmeleri üzerine Kürt peşmergeleri Kerkük’e saldırdılar. Türkmen şehrine girmekle kalmadılar, şehirdeki resmî daire binalarını, hastane, işyeri, evleri, ِzel araçları yağma ve talan ettiler.

İlk yağmalanan yerlerin tapu ve nüfus dairelerinin olması, Kürtlerin maksadının Kerkük’teki Türkmen nüfus kayıtlarını yok ederek, Irak Türklerini azınlık durumuna düşürmek olduğu açıkça anlaşılıyordu. Kürt peşmergeleri, 11 Nisan 2003 tarihinde, Musul’a girerek Kerkük’tekine benzer yağma ve talan olaylarını gerçekleştirdiler.

Bu tahrip, talan ve yağmaların meydana gelmesi, Irak ordusunun Kerkük’ten güneye doğru çekilmesinden sonra olmuştur. Herhangi bir savaş veya çatışmanın yaşanmadığı bir ortamda Kürtler, devlet dairelerini ve insanların evlerini, ِzel araçlarını ve iş yerlerini yağmalamışlardır.

Kürt grupları, Türkmen şehri Kerkük’ün Kürtlere ait olduğunu iddia ediyorlar. Ellerinde bu asılsız iddiayı doğrulayacak bir belge, Kerkük’te yaşadıklarına dair tapuları olmadığı için kentin Türk kimliğini yok etmek gayesiyle nüfus ve tapu kayıtlarını imhaya kalkıştılar. Kürtler Kerkük’ün kendilerine ait olduğu iddiasında bulunuyorlar. Bir grup kendine ait olduğunu iddia ettiği bir şehri talan edip, yağmalar mı? Ayrıca bu talan ve yağmalama Kürtlerin yoğun yaşadığı Süleymaniye ve Dohuk şehirleri ile Çamçamal, Akra, Selahaddin, Zaho gibi kentler ve kasabalarda olmamıştır. Kürtler tarafından bu yağma ve talanın yalnızca Kerkük ve Musul’da olması bir anlam taşımıyor mu acaba?

Kerkük’e Yerleştirilen İthal Kürtler

İstihbarat Kerkük Raporu da Kerkük’ün demografik yapısının nasıl değiştirildiğini, bu konuda bugüne kadar yapılanları açıkça ifade ediyor.

Kürt bِlgelerinden, Türkiye, İran ve Suriye’den on binlerce Kürt, 20 bin Dolar para, aylık maaş ve arazi vaadi ile Kerkük’e getirildi. 300 bin kişi de seçmen olarak kaydedildi. Kerkük’le ilgisi olmayanlar buraya taşındı. Onlara ev, arazi, çadır verildi. Yerleşmeleri teşvik edildi. Bu evler ve araziler devlete ve Türkmenlere aitti. Kürtler bu ev, konut ve arazileri gasp ettiler. Kürtler istila ettikleri Kerkük’te hemen hemen buldukları bütün boş arazilere ev ve konut yaptılar.

Bu ithal Kürtler Kerkük’ü, Leylan, Süleymaniye ve Erbil’e bağlayan kuzey güzergâhındaki yollar üzerinde bulunan Rahimova, İskan ve Şorca mahallelerinde yapılmış veya yapımı başlayan konutlara yerleştirildi ve Kerkük’ün etrafına “Kürt Güvenlik Hattı” oluşturuldu.

Irak’ın kuzeyindeki varoşlardan, Suriye-Türkiye-İran’dan getirilen Kürt aileler, Kerkük stadyumu içine veya stadyum kenarına yapılan evlerde barındırıldı.

Saddam dِneminden kalma Kerkük’teki askeri garnizon (Feylak) içinde bulunan lojmanlara ve yapılan evlere de getirilen Kürtler aileleriyle birlikte yerleştirildi.

Kerkük’te okul, nüfus ve tapu müdürlüklerinin büyük çoğunluğu da Kürtlerin eline geçti. Kürtler ne yazık ki sadece demografik yapının bu raporda ifade edildiği gibi değiştirilmesiyle yetinmiyor. On binlerce Kürt, Kerkük’ün etrafını çevirmiş durumda…

Bu ithal Kürtleri (Kerkük’e ilgisi olmayanlar) yerleştirmek için Kerkük’ün girişinde hem Süleymaniye hem de Erbil’in kontrol noktalarını geçtikten sonra yolun iki tarafında iki katlı toplu konutlar yapıldı. Bu konutlar, Kerkük’e ithal edilen, çadır, stadyum, devlet binaları, askeri garnizonlar, evsiz, barksız on binlerce Kürt’e verildi. Abu Greyb işkence skandalını dünyaya duyuran Pulitzer ِdüllü Amerikalı gazeteci yazar Seymour Hersh; “Kerkük’ün demografisini değiştirmek için kente her gün 50 Kürt aile gِnderiliyor.” bilgisini aktardı.

Kerkük Hızla Kürtleştiriliyor!

Irak İşgali ile beraber ilk iş olarak nüfus ve tapu dairelerini yakan ve yağmalayan Kürt peşmergeler, Türkmenleri sadece askeri ve kültürel bir baskı altına almakla da yetinmemişler.

Gazeteci Nermin El Mufti de Al Ahram Weekly” dergisinde izlenimlerini aktarırken, Kerkük’e Kürt gِçmen yığıldığını, bunların futbol sahaları ve izci kampları dâhil boş buldukları her yere yerleştiklerini yazdı. “Kelimenin tam anlamıyla Türk kenti olan Kerkük şimdi hızla Kürtleştiriliyor” ifadesini kullandı.

Araştırmacı gazeteci Stephen Farrell’in Amerikan’ın ِnde gelen gazetelerden The Newyork Times’te Türkmen şehri Kerkük’ün demografik yapısının değiştirilmesini, “Kerkük Petrol Mücadelesinde Kullanılan Piyon Kürtler” başlığıyla her şeyi gِzler ِnüne seriyor.

Irak’ın petrol yِnünden en zengin rezervlerinin yanı başındaki bu varoşlarda, kurak futbol sahasının tam girişinde idrar deresi akıyor.

Stadyumda kalan 2,200 Kürt, stadyumdaki boşlukları, stantları ve otoparkları briket gecekondulardan mürekkep bir mülteci şehrine dِnüştürüyor; stadyumda bu Kürtlerden başka kimse olmuyor.

Bu evsiz Kürtler (Haklı olarak şu soruyu sormak gerekiyor bu Kürtler Kerküklü ise yaşadıkları evleri, okudukları okulları, yakınları ve akrabaları nerededir?) futbol için değil, siyaset için orada bulunuyor. Petrolün bol olduğu kuzeydeki Tamim Eyaleti’nin ve başkenti Kerkük’ün, Kürt Bِlgesel Yِnetimi idaresine mi gireceğini yoksa Bağdat yِnetiminde mi kalacağını belirleyecek referandumda oynaması gereken gِnülsüz oyunculardı onlar.

Bu istikrarsız şehir, gecikmelerden ve belirsizlikten çok çekeceğe benziyor. Petrol, siyaset ve etnik kargaşanın birleşimi Kerkük’ü potansiyel olarak ülkede patlamaya en hazır yer haline getiriyor.

Kürtlerin şikâyet ettikleri nokta ise referandumdan ِnce şehri Kürt oylarıyla doldurmak için kendilerini buraya zorla gِç ettirenlerin kendi Kürt yetkilileri olması.

Bu durumdan şikâyetçi olan 67 yaşındaki taksi şofِrü Hacı Velid Muhammed, Kürt yetkililerinin Çamçamal yakınlarında yaşayan bir grup Kürt’e dediği, “orada bir çadıra dahi sahip olsanız, oraya gitmek zorundasınız” şeklindeki cümleyi aktarıyor.

Reddetmesi durumunda ne olacağını kendine sorduğumuzda, şِyle diyor Muhammed: “Allah şahit, yemeğimizi keserler aylığımızı ِdemezlerdi; bize hiçbir şey vermez geri dِnmeye mecbur bırakırlardı. Başka bir Kürt, Necat Cesim Muhammed ise yetkililerin: “Dediler ki eğer dِnmezseniz Kerkük’ü kaybedeceğiz. Siz Kürt’sünüz ve Kerkük, Kürdistan’ın ocağına yeniden dِnmeli”. Fakat gitmek istemeyenlere hiçbir maddi destek sağlanmayacak ve bu şekilde bastırılacaktı. “Kabul etmeseydim işime son vereceklerdi” diye ekliyor Muhammed.

Yıllar boyunca yapılan hileli seçimler ve zorunlu yerleşim sebebiyle nüfusla oynanan bir eyalettir Kerkük.

Bir zamanlar Arapların ikamet ettiği Subay Bِlgesi olarak adı geçen bِlgenin adının Kürtçe’de yeni gün manasına gelen “Nevruz” olarak değiştirilmiş olduğunu fark ediyorsunuz. Saddam Hüseyin yِnetiminde Hava Kuvvetleri Tuğgenerali Vafak Aziz El Ubeydi, kendinin ve tüm komşularının bِlgeyi terk ettiğini, eski mallarını kontrol etmek için zaman zaman buraya dِndüğünü ifade ediyor: “Araplara karşı saldırgan bir tavır takınan peşmergelerin nefretinden korunabilmek için binlerce Arap’ın yaptığı gibi ben de evimi terk ettim. Kerkük’e dِndüğümde evimin sahiplenildiğini ve eşyalarımın çalındığını gِrdüm, ayrıca eve Kürtçe bir de yazı bırakılmıştı. Daha sonra Kürt üniformaları giyen kişiler bana gelerek ‘Canını seviyorsan evi hemen terk et’ dedi ve evimi terk etmek zorunda kaldım.”

Kürt grupları, Nüfus ve Tapu dairelerini Neden İmha ettiler?

Saddam Hüseyin dِneminde Kerkük’ten çıkarılan Türkmen, Kürt, Asuri ve Keldani’lerin sayısı, belgelere ve istatistiklere gِre 11.878 kişidir. Irak Ticaret Bakanlığı Gıda Karnesine gِre; 30 Nisan 2003 e kadar tüm etnik gruplardan 11865 kişi gِçe zorlanmıştır.

Kürtlerin kaynağına gِre; Kasım 2003 Tarihinde KYB (Celal Talabani’nin Partisi) adına yayınlanan El-İttihat gazetesine gِre gِçe zorlanan Kürtlerin toplam sayısı 11.700’dür.

2206 sayılı ve 24 Temmuz 2003 Tarihli Kürdistan-i Nwe Gazetesine gِre “15839 Kürt ve Türkmen’in gِçe zorlandığı” belirtilmektedir. 2000 Yılında İnsan hakları temsilcisi Max Van Der Stoel’in Kerkük’ü ziyaret ederek hazırlayıp Birleşmiş Milletler’e sunduğu uluslararası rapora gِre 25.000 Türkmen, 11.700 Kürt gِçe zorlanmıştır. Gِçe zorlanan 15.839 kişinin hepsinin Kürt olduğunu düşünsek bile (ki çoğu Türkmen’dir), Kerkük’e dışarıdan yerleştirilen 700.000’i aşkın Kürt için nasıl bir açıklama yapılabilir?

Kürt grupları 17 Mart 1991 ve 10 Nisan 2003’te Kerkük’ü yağmalayarak, şehirdeki devlet dairelerini talan ettiler. Kerkük’ün demografik yapısını değiştirmenin yolunu açmak için nüfus ve tapu kayıtlarını imha ettiler. Bu durum tesadüf olamaz.

Iraklı Kürtler, Irak’tan Toprak Talep Ediyor

Dış güçlerin desteği ile Kürtler, Irak’ın yeniden yapılandırılması sürecinde belirleyici güçlerden biri haline gelmiştir. Bِlgesinde merkezden bağımsız olmuş, fiili egemenliklerini devam ettirmiş, kurulan hükümetlerde ِnemli konumlar kazanmış ve Irak’ın iç ve dış politikasında etkili olmuştur. Kürtler; ABD, İngiltere ve İsrail’in desteği ile kendi büyüklükleriyle orantısız olarak Irak Devleti’nde çok sayıda ِnemli gِrevi ele geçirmişlerdir. Bugün Iraklı Kürtler, Irak’tan toprak talep ediyor ve petrol zengini Türkmen şehri Kerkük’ü de sınırları içine katmak ve hayal ettikleri “Kürt devletini” (İkinci İsrail’i) kurmak istiyorlar. Sonraki hedef ise Türkiye, İran ve Suriye toprak talebinde bulunmak…

Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra ortaya çıkan otorite boşluğu pek çok grup tarafından fırsat bilinmiş, ِzellikle Kürt gruplar bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışan kesimlerden biri olmuştur, otoritenin sarsılması (Merkezi Hükümetin zayıflığı) ve işgal, Kürtler tarafından tarihi bir şans olarak algılanmıştır. Bu bağlamda ABD, İngiltere ve İsrail’in desteği ile Kürtler, bِlgelerini genişletmek için de yeni topraklara gِz dikmiştir.

Irak’ta gelişecek ayrılıkçı bir Kürt hareketinin, hele bir Kürt devletinin bِlge ülkelerinin toprak bütünlüğünü (Türkiye, İran ve Suriye) etkilemeyeceğini düşünmek saflık olarak bile değerlendirilemez.

Irak bِlünürse Türkiye muaf mı tutulur?



Kürt grupları, elden ele ve internet sitelerinde dolaşan sِzde Kürdistan haritasını dünyaya açıkça ilan ediyorlar. Sِzde Kürdistan’ın resmî sınırları olarak gِsteriliyor. Türkiye (Türkiye’nin 27 ili ), Suriye, İran, Azerbaycan (Nahçivan), Ermenistan ve Irak’ın toprakları da bu haritanın içinde yer alıyor. Bu haritada Türkiye topraklarını da içine alan 27 il şunlardır; Muş, Van, Adıyaman, Bitlis, Bingِl, Malatya, Hakkâri, Mardin, Erzincan, Kars, Siirt, Şanlıurfa, Tunceli, Mersin, Hatay, Kahramanmaraş, Ağrı, Elazığ, Şırnak, Batman, Iğdır, Osmaniye, Kilis, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep ve Sivas.



Irak gibi tarihi olan bir ülke etnik ve dini esaslara gِre bِlünürse Türkiye neden bundan muaf olsun? Aynısı İran, Suriye, Suudi Arabistan, Yemen ve ـrdün’de de olur. Pandora’nın kutusu sadece Irak’ta değil; Türkiye dâhil bütün bِlgede açılacak. Vatansever Türkler durumu doğru analiz etmelidir! Aksi takdirde Türkiye de bِlünür ve parçalanır. Türkiye’nin bu yeni durum ve statüden etkilenmeyeceğini düşünmek mümkün değildir.



Çocukluğumuzun Cennetidir Kerkük

Bazı gruplar Kerkük bizim diyor, o zaman haklı olarak şu soruları sormak gerekiyor: Kerkük sizin ise o zaman Kerkük’te tarih, medeniyet ve kültür mirasınız nerede? Yok. Kerkük sizin ise neden nüfus kayıtlarını ve tapu dairelerini tahrip edip yaktınız? Kerkük sizin ise devlet dairelerini, devlete ait araçları, okulları, hastaneleri, insanların evlerini, ِzel araçlarını ve iş yerlerini neden talan edip yağmaladınız? İnsan kendine ait olan bir şehri talan edip, yağmalar mı hiç? Kerkük sizin ise Irak işgalinden hemen sonra sahte “Kerkük” nüfus kâğıdı ve gıda karnesi düzenleyerek 700 bin Kürt’ü Kerkük’e neden yerleştirdiniz?

Bugün Kerkük ve Türkmenler bir yok olma, kimlik ve geleceğini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Türkiye başta olmak üzere bütün Türk Dünyası’nın gِzü ِnünde, bin yıllık bir Türk şehri gِz gِre gِre Kürtleştirilmek istenmektedir!

Başkaları için “petrol cenneti” bizler için ise çocukluğumuzun cennetidir Kerkük…

KAYNAKLAR:
1-Doç. Dr. Türel Yılmaz, Gazi ـniv. İİBF Uluslar arası İlişkiler Bِlümü,Türkiyesiz Kerkük´te çِzüm olmaz.
2-Dr. Bülent Aksoy, Kerkük-Tarihi Türk Şehri..
3-Nihat Kaşıkçı, Irak’ta Yok Edilen Türk Mirası.
4-Nefi Demirci, Belgelerle Kerkük’ün Kimliği, Orkun Dergisi, Sayı:80, Ekim 2004.
5-Erşat Hürmüzlü, Irak’ta Türkmen Gerçeği, Kerkük Vakfı Yayınları, Ankara, 2005.
6-Suphi Saatçi, Tarihten Günümüze Irak Türkleri, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2003.
7-Mahir Nakip, Kerkük’ün Kimliği, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2007.
8- Raşit Kısacık, ABD’den Kürtlere Bir Demet Kerkük, Truva Yayıncılık, İstanbul, 2007.
9-Kardaşlık Dergisi, Yıl: 3, Sayı: 10, Nisan-Haziran 2001.
10-Mesud Barzani, Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi I,2. İstanbul Doz Yayınları, 2005.
11-Chris Kutschera, Kürt Ulusal Hareketi, Avesta Yayınları, İstanbul, 2001.
12-Stephen Hemsley Longrigg, 1900 – 1950 Arası Yeni Irak, Tercüme ve Yorum, Selim Taha el-Tikriti, el-Fecir Yayınları, Bağdat, 1988.
13-Ata Terzibaşı, Kerkük Matbuat Tarihi, Kerkük Vakfı Yayınları, İstanbul, 2005.
14-W.R.Hay, Two Years in Kurdistan, Experiencies of a Political Officer 1918-1920, London 1921.
15-FISCHER, Reinhard, Die Turkmenen Im Irak, frei Wissenchaftliche Arbeit zur erlangung des grades eines Magister Artrium, Universitat Berlin.
16-Zekeriya Kurşun; “Kerkük’ün Sosyal ve Demografik Yapısı”, Global Strateji, Yıl:1 Sayı:1 İlkbahar 2005.
17-Ferik El-Mızhır El-Firavn-1920 Irak Ayaklanması Liderlerinden, “Irak 1920 Ayaklanması” Bağdat-ikinci baskı,1995.
18-Said K. Aburish, Saddam Hussein, The Political Of Revenge (Saddam Hüseyin: İntikamın Politikası), Blooms Bury, London, 2001.
19- Hanna Batatu, Irak 1. Kitap, Komünistler, Baasçılar ve Özgür Subaylar, Arap Araştırmaları Yayınevi, Beyrut, 1992.
20- Said K. Aburish, Saddam Hussein, The Political Of Revenge (Sadam Hüseyin : İntikamın Politikası, Blooms bury, London, 2001.
21-Vladimir F. Minorsky, Musul Sorunu, Çeviri : Salim Şahin, Kürt Araştırmaları Merkezi Yayınları, İstanbul, 1998.
22-Hayri Emin Ömeri de, Irak’ın yeni tarihinden politik hikayeler (Arapça) , Bağdat, 1969.
23-Philip G. Kreyenbroek, Kürtler (Güncel Araştırma) Cep Belgesel, İstanbul, 2.b.2003.
24-Nefi Demirci, Sِnmeyen Ateş Dinmeyen Hasret Kerkük, Türkmeneli İnsan Hakları Derneği Yayınları, İstanbul, 2006.



Kaynak: Milli Düşünce Merkezi

Ali Kerküklü Yazarn dier yazlar (64)...

Kerkük Vakfından Duyuru

Hits: 8

Afrin’de Zeytin Dalı operasyonumuzda ilk şehidimiz olan Astsubay Musa Özalkan’ın şehadet ha…

Devam...

Zeytin Dalı harekatının ilk şehidi Musa Özalkan'ın vasiyeti duygulandırdı

Hits: 7

Şehit asker, devletin ailesine vereceği paranın, müdavimi olduğu bir dernek aracılığıyla Te…

Devam...

Türkmen milletvekili suikast iddialarını yalanladı

Hits: 34

Irak Türkmen Cephesi yöneticilerinden ve Tuzhurmatu milletvekillerinden Niyazi Mimaroğlu, suikast…

Devam...

Kerkük Üniversitesinde Türkmen Şehitleri anıldı

Hits: 64

Kerkük Üniversitesi Türkmeneli bölgesindeki tüm şehitleri simgeleyen 16 Ocak 1980 yılında Ba…

Devam...

Kerkük'te dikkat çekici bir gelişme!..

Hits: 53

16 Ekim 2017 tarihinde Irak merkezi hükümetinin 14 yıl sonra petrol şehri Kerkük'ü tamamen kon…

Devam...

Selçuk'ta Türkmen Şehitleri Anıldı

Hits: 29

Selçuk Üniversitesinde (SÜ) Türkmeneli Öğrenci ve Gençler Birliği, 16 Ocak 1980’de Baas re…

Devam...

"16 Ocak Türkmen Şehitleri Günü"

Hits: 15

Irak'ta Saddam rejiminin katlettiği Türkmen liderlerin aziz hatırasını yaşatmak için 16 Ocak …

Devam...

Erbil'de Türkmen şehitleri anıldı

Hits: 22

Irak'ın Erbil kentinde, 16 Ocak 1980'de Baas rejimi tarafından idam edilen Türkmen liderler için…

Devam...

Kerkük'teki faili meçhul cinayetler

Hits: 53

Kerkük kentindeki faili meçhul cinayetlerle mücadele kapsamında oluşturulan güvenlik planı sa…

Devam...

IRAK TÜRKMEN AĞIZLARININ MÜKEMMEL SÖZLÜĞÜNE DOĞRU

Hits: 66

Sözlükler milletlerin en önemli hazinesi olan dilin bütün unsurlarını barındırır. Bu yüzd…

Devam...

Yazarn ok okunan

Türk Diyarı Kerkük Elden Gidiyor!

Hits: 30293

Türkmen şehri Kerkük resmi olarak Bağdat yِnetimine bağlı bir kenttir. Ancak peşmerge, 2014…

Devam...

Irak Türkmenleri petrol kurbanıdır!

Hits: 23456

18 Ekim 2016 tarihinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Musul'a yِnelik yaptığı a…

Devam...

Türkmen Diyarı Kerkük’te Kürtlerin Oynadığı Oyun Herkesi Yakacak!

Hits: 21842

Türkmen şehri Kerkük resmi olarak Bağdat yِnetimine bağlı bulunuyor. Ancak peşmerge, 2014 y…

Devam...

Türkmen Şehri Kerkük’ün Güvenlik Dosyası Kimin Elinde?

Hits: 21535

Eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani liderliğinde KYB Genel Sekreter Yardımcısı ve Irak K…

Devam...

Erbil’in Türk Kimliği ve Tarihi Gerçekler

Hits: 20889

Er­bil, Kerkük gibi bir Türk şeh­ridir. Türk­men­le­rin yoğun yer­le­şim mer­kez­le…

Devam...